Tuna Nehri; Orta ve Doğu Avrupa’nın kalbinden geçen hayati bir yaşam çizgisidir ve Almanya’nın Kara Ormanından doğar, Karadeniz’e  dökülür. Tuna Nehri , Ren Nehri’nden 2 kat ve Rhone Nehri’nden 3,5 kat uzunluğa sahip oluşu ile Avrupa’nın en uzun ikinci Nehri olması özelliğine sahiptir. Tuna Nehri on farklı ülkeden akmaktadır ve kıyılarında 10’dan fazla dil konuşulmaktadır. Bu özelliği ile Tuna nehri üzerindeki yemek ve dil kültürlerinin, mimarlık ve Tarih çeşitliliğini hayal edin. Mavi Tuna boyunca seyahat ederken, Avrupa’nın 2000 yıllık tarihinin etkileyici, panoramik manzarasının tadını çıkartın.

KISA BİLGİLER

  • Ülkeler : Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Moldovya, Ukrayna
  • Kaynağı & doğduğu yer: Kara Orman, Almanya
  • Döküldüğü yer : Karadeniz
  • Uzunluğu : 2860 km

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Tuna Nehri, batıdan doğuya akan tek büyük Avrupa Nehri olduğundan, yaklaşık 2000 yıldır ticaret ve askeri operasyonlar için önemli bir ulaşım aracı olarak kullanılmaktadır. Tuna Nehri, Almanya’nın Kara ormanında yükselir ve Avusturya’nın kalbi boyunca akar. Önce Avusturya ve Slovakya sınırını, ardından Slovakya ve Macaristan sınırını oluşturur. Macaristan’dan ayrılarak, Sırbistan ve Romanya ile Romanya ve Bulgaristan arasındaki sınırı oluşturmak için Hırvatistan ve Sırbistan üzerinden geçer. Hırçın Tuna, Moldova ve Ukrayna’nın kıyılarını geçerek Karadenize dökülür.
Yukarı Tuna, Dünyadaki diğer nehirlerden daha fazla olarak 4 büyük başkent olan Viyana, Bratislava, Budapeşte ve Belgrad’a ev sahipliği yapar. Tuna; Belgrad’dan aşağı doğru Karpat Dağları ve Balkan Dağları boyunca büyük bir doğal koridor oluşturarak demir kapılara ulaşır. Daha sonra antik Roma Eyaleti Wallachia’nın ovalarına dökülür. Roma zamanlarından beri sel sorunu hala devam etmektedir. Belgrad’ın Tuna kıyısındaki büyük seller nedeni ile şehirler gelişememiştir. Romanya ‘nın başkenti Bükreş, Tuna’ dan 80 km yukarı olduğundan  ilkbaharda yükselen sulardan etkilenmemektedir.

TARİHÇE

Tuna Nehri; yüzyıllar boyunca, Avrupa’nın en önemli kültürel ve tarihi sınırlarından biri olmuştur. Orta Çağ’ın başlarında (M.S.3. yy), nehrin tam uzunluğu Roma İmparatorluğu’nun Kuzey sınırını oluştururdu. M.S. 454 yıllarında Gotlar, Hunlar, Slavlar ve diğer gruplar çökmekte olan İmparatorluğu istila etmek için Tuna’yı geçmiştir.
Roma kalıntıları, günümüzde Tuna Nehri’nin ortaçağda önemli bir ticaret merkezi  ve ulasım yolu  olduğunu göstermiştir.
Tuna’nın suları önemli askeri ve manevi bir degere sahiptir. Aynı zamanda Tuna Nehri, Avrupa ile Doğu arasındaki en büyük bağlantıyı kurmaktaydı ve Haçlıların; Bizans ve Kutsal topraklara girmesi için bir yol sağlamıştı.
Tuna Nehri’nde oluşan ticaret koridoru, 19. yy başında Avusturya altında birleşen, Avusturya ve Macarista’a imparatorluk olanağı sunmuştur. Tuna Nehri, Almanya sanayi merkezleri olan Avusturya imparatorluğuna ve Balkan yarım adasında olan Osmanlı imparatorluguna kritik bir kültürel sınır olmasının yanı sıra bağlantı olarak da görev yapmıştır.
Bu güne kadar Romanya (nehirin kuzeyi) ve Bulgaristan (nehirin guneyi) hem ortak hem ayrı tarihçeye ve dile sahip olmuştur. Aynı zamanda Bulgaristan’ın Osmanlı Türkleriyle mimarlık ve dinde önemli tarihi yakınlık göstermiştir.
Tuna Nehri’nin hem ticari hem de askeri önemi bugün hala bilinmektedir. Tuna Nehri’nin üzerinde bir ülkenin çok fazla kontrole sahip olmasını önlemek için birçok anlaşma imzalanmıştır.
Günümüzde her yıl Tuna Nehri deltasından geçen 3.500’den fazla gemi ile hala önemli bir ulaşım rotasıdır.

ÖNE ÇIKANLAR

Tuna Nehri, Almanya’nın kara ormanlarını terk ederken, bir ortaçağ kenti olan Regensburg’dan geçmektedir. Bu kalabalık üniversite kasabası Porta Praetoria gibi antik hazinelere sahiptir. Antik Roma Kalesi Kuzey kapısı, Castra Regina (M.S. 179). Regensburg’da Noel zamanı, tarihi Pazar meydanının ışıltısı görülmeye değerdir.
Passau şehri; Tuna Nehri’nin aşağısında bulunan ve Ilz, Inn ve Tuna Nehirlerinin kesişme noktasındaki bir mücevheridir. Arnavut kaldırımlı sokaklar ve 17.000 den fazla boruya sahip dünyanın en buyuk kilise orgunun bulunduğu St. Stephen’s Katedrali görülmesi gereken yerlerden biridir.
Tuna Nehri’nde devam ederken karşımıza çıkan Grein köyü, kayalıklardan yükselen kalesinin gölgesindeki kuleli evleri ile mükemmel fotoğraf fırsatları sunmaktadır. Wachau Vadisi’nin yeşil tepelerinde yer alan Melk, Avrupa’nın en büyük ve en ilgi çekici manastırlarından biri olan muhteşem Benedictine Manastırı’na da ev sahipliği yapmaktadır. Tuna Nehri’ni ve büyüleyici kırsal manzarasını görmek için manastırın terasına cıkılmalıdır.
Dürnstein’e doğru Wachau şarap bölgesini geçerken, muhteşem Barok Stiftskirche’ın mavi yüzünü görebilirsiniz. İngiltere Kralı Aslan yürekli Richard’ın 1192 de hapsedildiği kalenin kalıntıları şehrin üzerinde yer almaktadır.
Sırada Avusturya’nın başkenti Viyana var. “Müzik şehri”, Mozart, Beethoven ve Strauss’un yaratıcılıklarına ilham verdi. Görkemli Hofburg Sarayı, etkileyici Viyana Opera Binası ve görkemli Ring Bulvarı şehirin bize sunduğu sadece birkaç isimden biri. Sıralı mağzaların bulunduğu sokaklarda dolaşabilir,orkestra konserlerini dinleyebilir ya da kafelerde  Sachertorte veya Apfelstrudel’in tadını çıkarabilirsiniz.
Avusturyanın tablo gibi manzarası ile seyir ederek Macaristan’ın kalbine doğru gidebilirsiniz. Budapeşte, Tuna’nın her iki kıyısını da kapsayan, Doğu Avrupa’nın en canlı ve kozmopolit metropolüdür. Ünlü asma ve Elisabeth köprüleri de dahil olmak üzere yedi köprü, iki yakayı birleştirmektedir. Budapeşte’nin heyecanlandıran manzaraları arasında Balıkçı Kalesi ve Matthias Kilisesi yer almaktadır.
Budapeşte’nin güneyinde yer alan, Macaristan’ın sakin kasabası Kalocsa, 1009 yılında St. Stephen tarafından kuruldu. Baş piskopos Sarayı ve Kalocsa Katedrali, kırmızı biber ve folklor sanatı ile tanınan bu kasaba da görülmesi gereken yerlerdendir.
Tuna Nehri; Macaristan’dan, Sırbistan Novi Sad kenti uzerinden uzaklaşmaktadır. Dolu tarihiyle Petrovaradin Fort size Tuna Nehri’nde dramatik ve romantik manzaralar sunmaktadır. Sırbistan’ın başkenti Belgrad, Tuna ve Sava Nehirlerinin birleştiği noktada yaşam dolu alanlarıyla, heybetli katedralleri ve kaleleri ile dikkat çekmektedir.
Tuna Nehri, Belgrad’dan, çarpıcı Roma kaleleriyle kaplı rustik tepelerden ve Iron Gates in dramatik vadisinden akmaktadır. Bu dar ve eskiden çok tehlikeli geçit, Güneydoğu Karpatların kuzeybatısında Avrupa’nın Alplerini bölmektedir. Sırbistan ve Romanya arasında da doğal bir sınır oluşturmaktadır.
Tuna Nehri’nin aşağısında, kısa bir sürüş mesafesinde, Bulgaristan’ın en eski ve nefes kesen hazinelerini bulmak mümkündür. Veliko Tarnovo, Yantra Nehri’ni çevreleyen üç tepede yer alan, dik yamaçlarında taş evlerin bulunduğu doğal bir kaledir. Tarihi Arbanassi Köyü, ünlü Etnografya Müzesine ve karmaşık bir şekilde tasarlanmış fresklerin bulunduğu Doğuş Kilisesine sahiptir.
Bulgaristan’ın gelişen tarım endüstrisi için Silestra önemli bir liman kentidir.Karadeniz kıyılarında tatil beldesi olan Varna yer almaktadır.
Romanya’nın hareketli başkenti Bükreş, Tuna Nehri kıyılarından arabayla kısa bir mesafede bulunmaktadır. Geniş Bulvarları ve Arc De Triomphe I ile, “Doğu’nun Paris’i” adını kazanmıştır. “Komünist diktatörlüğün çöküşüne yol açan 1989’daki ayaklanmalara sahne olan Kraliyet Sarayı Meydanı’nda manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Kraliyet Sarayı artık Ulusal Sanat Müzesine ev sahipliği yapmaktadır ve Doğu Avrupa sanatının paha biçilmez örnekleriyle doludur.

KİMLER SEYAHAT EDEBİLİR?

Tuna Nehri’nin özeti, “Doğu Batı ile buluşuyor” ya da daha doğrusu “Batı Doğuyla buluşuyor”dur. Tarih, sanat ve müzik severler, bu sular boyunca geniş bir yelpazeye ulaşacaklardır. Tuna Nehri ayrıca kentsel ve kırsal alanların eşsiz bir karışımına sahiptir.

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?

  • Tuna Deltası ilk olarak 1938’de Bakanlar Kurulu tarafından bir doğa rezervi ilan edildi ve 1992’de UNESCO tarafından bir Biyosfer rezervi olarak kabul edildi. 12 tabiat  çeşidi, 300 kuş türü ve 45 tatlı su balık türlerine ev sahipliği yapmaktadır.
  • Tuna Nehri, Avusturyalı besteci Johann Strauss, “An der schönen, blauen Donau” (güzel mavi Tuna) bestesinde söz edilmektedir. Dünya çapında bilinen bu beste aynı zamanda bir ninni olarak da kullanılır.
  • Tuna ile ilgili bir başka ünlü vals, Romen besteci Ion Ivanovici (1845-1902) tarafından “Tuna Dalgaları”dır ve 1889 Paris fuarında icra edildiğinde dinleyici tafrafından büyük ilgi görmüştür.
  • Tuna Okulunda, Alman manzara resim geleneği, 16. yüzyılda Tuna Vadisi’nde geliştirilmiştir.
  • Bükreş’teki Parlamento Binası, 3.55 milyon metrekarelik alanı ile dünyanın en büyük Parlamento binasıdır.
  • Mavi Tuna, İngiliz ordusunun ilk nükleer silahının adıydı.

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir